Früktoz -namı diğer meyve şekeri- doğanın bir parçası olarak bal, taze ve kurutulmuş meyve ve sebzelerde bulunur. “Früktoz hakkında hiç de iyi şeyler duymadım, o zaman bu besinleri tüketmemeli miyim?” diye merak ediyorsan; okumaya devam et.

Kötü olan meyve midir?

Kısaca hayır! Meyve kadar çok vitamin mineral barındıran yararlı bir besinin eksik ve yanlış bilgiler sonucu daha az tüketilmeye teşvik edilmesi çok üzücü bir durum. Çünkü aslında üzerine derin çalışmalar yapılan ve birçok açıdan zararları kanıtlanan früktozun –yapı ve kullanım dozu olarak- doğadaki früktoz, yani meyve ve sebzeler içerisinde bulunan früktoz ile pek bir ilgisi yoktur. Bilim, endüstrinin früktozunu yani “Nişasta Bazlı Şeker” “Glikoz-Früktoz Şurubu” “Mısır Şurubu” ya da “Yüksek Früktozlu Mısır Şurubu” adlarıyla bilinen früktoz kaynağını tehlikeli bulur. Sadece tehlikeli mi? Toplum sağlığını en temelinden ve yavaş yavaş yok edici de diyebiliriz aslında.

alt

Yüksek früktozlu mısır şurubu (YFMŞ) 1970'lerde yiyecek ve içecek endüstrisine giren, mısır nişastasından elde edilen, früktoz ve glikozdan oluşan sıvı bir tatlandırıcıdır. Mısır nişastası belli endüstriyel aşamalardan geçirilerek farklı oranlarda glikoz ve früktoz içeren mısır şurupları üretilmektedir. Aklımıza gelen her türlü paketli ürün, pastane ürünleri, o çok sevilen bol şuruplu kahveler ve en çok da meşrubatlarda çok yaygın bir şekilde kullanılmaktadır.

Yüksek früktozlu mısır şurubunun endüstri tarafından bu kadar sevilmesinin sebepleri şu şekilde listelenebilir:

  • Glikoz gibi doyma ve tokluk hissi oluşturmaz. İşte bu madde ciddi ölçüde tehlikeli! Doyurmama durumu, sadece gereğinden fazla bir tüketime sebep verir.
  • Tabii ki raf ömrü! Diğer tatlandırıcılara oranla daha uzundur.
  • Pek çok ürün ile kolayca karışabilir. Üretim aşamasının daha maliyetsiz ve zahmetsiz olmasını sağlar.
  • Aynı miktarda şekerle karşılaştırıldığında daha tatlı tadı verir.
  • Renk, tat geliştirme ve nemlendirme özelliği vardır.
Çay şekerinden früktoz şurubuna…

İnsanların en büyük früktoz kaynağı 1970’lere kadar şeker pancarından elde edilen sükroz olmuştur. Çay şekeri olarak da adlandırılan bu şekerin yarısı früktoz yarısı glikozdan oluşur. Ancak YFMŞ’nin yaygınlaşmasıyla beraber endüstri bu ürünü çok sevmiş ve toplumun total şeker tüketimindeki artışın yanı sıra; bu şeker tüketiminin en büyük kaynağı artık YFMŞ olmuştur.

Peki ya sağlımıza etkileri?

Yüksek früktozlu mısır şurubu kullanımı şişmanlık, kalp ve damar hastalıkları ve diğer metabolik hastalıklardaki muhtemel rolü ile halk sağlığı için risk oluşturuyor. Aslında çay şekeri ve mısır şurubunun glikoz ve früktoz içeriği oransal olarak çok yakın olsa da aralarındaki fark, çay şekerinde glikoza bağlanmış olan früktoza karşılık mısır şurubunun serbest formda glikoz ve früktoz içermesidir. Serbest form istediğimiz bir durum değildir çünkü şekerin kendisi yerine yapıtaşlarına parçalanmış halde tüketilmesi kan şekerinin çok daha ani yükselmesine ve akabinde ani kan şekeri düşüklüklerine sebebiyet vererek metabolizmayı olumsuz etkiler. Tabii YFMŞ ve çay şekeri arasındaki bu fark, çay şekerinin sağlıklı olduğu anlamına gelmez; yüksek früktozlu mısır şurubunun, çay şekerinden bile daha sağlıksız olduğu anlamına gelir.İnsanlar üzerinde yapılan çalışmaların verileri bu konuda çok net olmasa da, günde 50g üzerinde früktoz tüketiminin, hayvan modellerinde insülin direnci gibi metabolizma hastalıklarını, tansiyon problemlerini tetiklediği biliniyor. Früktoz doygunluk hissi vermediği için insülin salınmasını engelleyerek uzun vadede insülin direncine zemin hazırlıyor. Ayrıca karaciğerde yağ üretimini artırarak da karaciğer yağlanması ve buna bağlı insülin direnci yaratabiliyor.

Uzun süre yüksek dozda früktoz alımı damar içinde oluşan plakları artırarak damar sertleşmesi, daralması ve tıkanıklığına; dolaylı olarak da kalp ve damar hastalıklarına zemin hazırlayabilir. Früktoz vücutta stres yaratır! (Şeker vücutta stres yaratır.) Bu yüzden hücre yapısını bozucu etki gösterir. Bu etkisiyle uzun süreli ve yüksek dozda tüketimi göz önüne alındığında neredeyse tüm hastalıklarla doğrudan ya da dolaylı olarak zaten ilişkilidir. Böbrek yetersizliği, polikistikover, gut hastalığı da früktoz şurubuyla ilişkili bulunan hastalıklardandır.

Meyvelerde doğal olarak bulunan früktoz ise diğer şekerlere bağlıdır ve lifli maddeler, yağ asitleri, vitaminler ve mineralleri içeren karmaşık bir yapının parçasıdır. Ayrıca meyvelerdeki früktozun çoğu mısır şurubundakinden yapı olarak farklıdır. Mısır şurubundaki früktoz karaciğerde yağa dönüşmeye elverişli früktozdur.

alt

Kaç porsiyon meyve tüketilmeli?

Meyvelerin içerdiği kendine özgü fonksiyonel bileşikler, bağırsak sağlığını korumaya yardımcı moleküller, bağırsak hareketlerini ve dışkılamayı düzenleyen lifler sayesinde sağlık için önemli etkileri vardır. Dünya Sağlık Örgütü (WHO) günde 5 porsiyon sebze-meyve tüketilmesinin yeterli ve gerekli olduğu bildiriyor. Kısıtlayıcı bir beslenme programı gerektiren bir hastalığı olmayan insanların günde 400 gramın üzerinde sebze ve meyve tüketmesi, elzem olan lif ve mikro besin öğelerinin temin edilmesini sağlıyor.

Bizim görüşümüz, doğru porsiyonlarla ve doğru zamanlarda tüketildiği takdirde tüm gerçek besinlere ihtiyaç vardır. Özellikle de meyve-sebze gibi vücudun sağlıklı çalışması için olmazsa olmaz denebilecek doğal besinlere… Doğadan değil, ticari çıkarları için doğayı tüm canlılara zararlı hale getiren fabrikalardan korkmak çok daha yerinde bir alışkanlık olacaktır. 😊